9 Aralık 2017 Cumartesi

"Anxiety Zone" 11 Aralık Pazartesi saat 17:00'de Blogspot'da........... ........................... ..........................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................------------------/////////ANXIETY ZONE///////////------------------------------------------------------------------------------ Hikayesini içinde saklayan nesne yığıntısı şehirler. Her yerde bir şey hatırlatan sıradan yüzler, hayatlarımızın kesiştiği üniformalar, televizyondaki görüntüler, şaşkın ifadeler, internetteki kısacık sohbetler, bombalanan şehirler, tıkanık lavabolar, birikmiş çöpler, hep büyük harfle başlayan kelimelerin hakimiyeti, ülkeyi terkeden arkadaşlar, içinden çıkamadığımız dolaplar, çıkınca yakılan bedenler, duvar kenarlarındaki kedi mamaları, whatsapp’taki mavi tik, kopmuş düğmeler, caddeleri dolduran ve ne taşıdığı belli olmayan kamyonlar, değişen sokaklar, söylenebilecek binlerce kelime, harf, boşluk. Unutamamak bulaşıcı bir virüs gibi, imgelerle çoğalıp, şehrin her yerine hızla yayılıyor. Siz arkanıza bakarak yürürken, o aniden önünüzde beliriyor. Hatırlatma kılavuzları gibi işleyen hortlak anılar. Herkes yoğun, yorgun, endişeli. Başa çıkma yolları ne çok birbirine benziyor oysa...

30 Kasım 2017 Perşembe

komplo teorisi'ndeki çalışmam: "çok yalnızım" Sanatçı kitabı,,,,,,, "l'm so lonely" artist book

"komplo teorisi"

KOMPLO TEORİSİ Bugün sanat, bilim, politika gibi birçok alanda salgın gibi, mental bir hastalık olan komplo teorilerinin dile getirildiğine tanık oluyoruz. Bir çeşit bilgi simülasyonu olan komplo teorileri gerçeklikle başa çıkmak için yeterli zihinsel ve ruhsal donanıma sahip olamama halinden kaynaklanan bir zafiyettir. Bu teoriler hastalığı iyeleştirmeyen ama semptomlarını ortadan kaldıran ağrı kesici ya da uyuşturucu gibidirler. Kullanıldıkça, sorunları çözememekten ve ötelemekten dolayı ölümcül sonuçlara yol açarlar. Bu nedenle onlarla hesaplaşmak kaçınılmaz bir ödevdir. Komplo teorilerine sarılmanın ve ondan vazgeçememenin nedenleri bulunur. İlkin bu teoriler oldukça çekicidir. Bu çekicilik ise komplo teorilerinin faillerinin mistik, belirsiz ve çok güçlü olmasından gelmektedir. Gizem ve güç insanları her zaman kendine çekmiştir. Gizem ve gücü takip edenler bu gizem ve gücü paylaştıklarını düşünürler. Ayrıca komplo teorileri bireylerin sorumluluğunu üstlerinden aldığı için huzurlu bir edilgenliğe kendilerini bırakmalarını sağlar. Ama tüm bunlar bir yanılsamadır. Komplo teorileri yanlış bir bilincin ürettiği çarpıtılmış gerçeklik görüntüsüdür. Komplo teorileri bir yönüyle sanatsal yaklaşıma da benzer gibidir. Bu benzerlik komplo teorilerin gizeminden gelir. Gizem her zaman bir mesafeye ve loşluğa ihtiyaç duyar. Bu mesafe ve loşluk belirsizliğe yol açar ve belirsizlik bireylerin hayal gücüyle doldurulur. Hayal gücünün harekete geçmesi bireyde özne olduğuna dair yanılsama yaratır. Bu durum sanatsal tavra benzer. Sanatsal yaklaşımda birey, bir özne olarak ve hayal gücü marifetiyle verili olanı aşabilir. Ama komplo teorilerinde ne özne olunabilir ne de verili durum aşılabilir. Komplo teorileri sadece bu yanılsamayı yaratır. Aslında komplo teorisi sanat alanına 1996 yılında J. Baudrillar’ın “Sanat Komplosu” makalesi ile girmiştir. Baudrillard makalesinde sanatın aslında tanımlandığı şekliyle ve işlevsel olarak çoktan ortadan kalktığını onun yerine onu taklit eden ama hiç de sanat olmayan bazı üretimler bıraktığını söylüyordu :Sanat artık imge düşmanı (ikonoklast) bir şeye dönüşmüştür. Modern imge düşmanlığı Kendini imgeleri yok etme şeklinde değil, sınırsız sayıda bomboş, üstünde görülebilecek hiçbir şey olmayan imgeler üretmek şeklinde göstermektedir. Bunlar sözcüğün gerçek anlamında geride iz bırakmayan imgelerdir. Estetik açıdan üstünde bile durmaya değmeyecek şeyler olmakla birlikte kaybolup giden bir şeyleri anımsattıkları söylenebilir. Bir sırları varsa o da budur. Baudrillard’ın sanat komplosu belirsiz kötücül bir gücün değil bizzat kapitalist sistem tarafından ortaya çıkarılmış bir sonuçtur. Guy Debord’un “Gösteri Toplumu” kitabında da göstermeye çalıştığı gibi kurumların, kavramların tarihsel içerikleri kaybolmuş bunun yerine işlev ve anlamdan azade ikizleri geçmiştir. Sanatsal nesneler ve eylemler görünüşte vardır ama yoktur. Türkiye’deki özellikle çağdaş ve güncel sanat alanının konuları kendi yaşadığı hayattan, kendine ait meselelerden daha farklı alanlara yoğunlaşmış görünmektedir. Temelde estetik tecrübeleri dışlayıp, daha kavramsal, analitik, dilsel süreçleri merkeze koyan, politik bir tavırla sanatsal alana yaklaştığını söyleyen, iddia eden bu sanatsal çerçevenin, çevrenin içinde yaşadığı hayata kayıtsız kalması da ayrıca sorgulanması geren bir durumdur. Bunun yerine bu sanatsal çerçevenin, çevrenin uluslararası sanat sistemine ve onunda çevreleyen uluslararası eko-politik yapılara angaje olarak, minör bir yaklaşımla yerel kimlikler ve cinsel tercihlere uzunca bir süre odaklandığını söylemek mümkündür. Şimdi böyle bir perspektiften bakınca kafaların biraz karışması mümkündür. Ama biliyoruz ki sanat zaten modernitenin başından beri Kafaları karıştırma ve sonra berraklaştırma görevini üstlenmiştir. Tüm eleştirimize rağmen, ne dersiniz acaba bazı komplo teorileri doğru olabilir mi? ......................................................................................... ....... ....... ....... ....... ....... ....... ....... ....... ....... ....... ....... ....... ....... ....... ....... ....... ....... ....... ....... ....... Küratör: Fatih Balcı, Duygu Sabancılar ..................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................... Sanatçılar Ata Kam Gülçin Aksoy Rafet Arslan Özgürcan Artan Eda Aslan Barış Atiker Fatma Çakmak Serkan Çalışkan Gizem Enuysal Murat Han Er Olcay Erdinç Genco Gülan Ayfer Karabıyık Hülya Küpçüoğlu Esra Sağlık Merve Seçkin Muhammed Soydaş Rüçhan Şahinoğlu Sabahattin Şen Merve Üstünalp Serdar Yılmaz ................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................... Tasarım: Ercan Makreş .....................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................
BLOGSPOT Sanatın üretim, etkileşim, dolaşım ve paylaşımına katkıda bulunmak amacıyla, kar amacı gütmeyen ve Balıkesir merkezli bir sanat mekanı olarak 2017 yılında kurulan Blogspot; bir sanatsal kullanım alanı olarak internet ortamında işleyen blogspot mantığını yine aynı ad ile fiziksel bir mekana taşımayı hedeflemektedir. BLOGSPOT/ Hasan Baba Çarşısı Kat 5/452 Balıkesir

2 Kasım 2013 Cumartesi



Contemporary Istanbul tarafından Türkiye’de ilki  gerçekleştirilen sanat kampı projesi BodrumContemporary Art Campus (BCAC), önceki gece düzenlenen davetle açıldı. Bodrum Yahşi’deki açılışta bir konuşma yapan Contemporary Istanbul Yönetim Kurulu Başkanı Ali Güreli, bu projenin dünyada ilk defa bir sanat fuarı organizasyonu tarafından başlatılan ‘sanat kampı/sanatçı ikamet’ projesi olma özelliğini taşıdığına dikkat çekerek, Türkiye’de nitelikli sanata ihtiyaç duyulduğunu ve BCAC’nin de bu ihtiyaçtan doğduğunu belirtti.

Açılışta ayrıca Ankara’daki Siyah Beyaz Galeri’nin de 30. yılıkutlandı. Bodrum Yahşi’deki BCAC’nin akademik koordinatörlüğünü Prof. Dr. Hasan Bülent Kahraman üstlendi.
Program, 12 ay boyunca uluslararası kurum ve üniversiteler ile iş birliği halinde yurtiçi ve yurtdışından genç çağdaş sanatçılara eğitim ve üretim imkanı sunuyor. Ağustos 2013 itibariyle başlayan projede konuk edilen ilk sanatçıları ise şöyle; Engin Konuklu, Görkem Ergün, SerkanÇalışkan, Kıvılcım Harika Seydim, Ahmet Sarı, Duygu Sabancılar ve Ayfer Karabıyık.
2 milyon dolarlık yatırımla hayata geçen BCAC, dünyaca ünlü çağdaş sanatçıları Bodrum’a davet ederek genç sanatçılarla beraber 6-8 haftalık atölye-çalıştaylar, akademik konferans ve paneller düzenlemelerini sağlayacak ve sene boyunca 100’ün üzerinde sanatçıyı ağırlayacak.
Beş dönüm arazide
5 dönüm üzerine kurulu ve içerisinde bar, havuz, 8 apart ünite, açık-kapalı çalışma alanları, açık amfi barındıran kampus, genç Türk sanatçılarının, Avrupa ve ABD’den gelen sanatçılarla bir arada sanat üretmesini amaçlıyor. Aynı anda 16 sanatçı eğitim alabiliyor ve sanatçılarınkonaklama, ekipman, malzeme ve ulaşım ihtiyaçları BCAC tarafından karşılanıyor.
Mimari tasarımı Murat Artu tarafından yapılan BCAC’ye katılacak sanatçıları belirleyecek olan seçiciler kurulunda Agah Uğur, Prof. Dr. Ali Akay, Ali Güreli, Faruk Sade, Prof. Dr. Hasan Bülent Kahraman, Michael Schultz, Tarık Ersin Yoleri yer alıyorlar.

http://gundem.milliyet.com.tr/sanatcilarin-ikamet-adresi-artik/gundem/detay/1749040/default.htm